Kitaplarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2016 Pazar

Kitap Arkadaşlığı


Merhabalar

Kitap okuyan bir kitap sever olarak, ne zaman kitap okuyan birisini görsem göz ucuyla da olsa ne okuduğuna bakarım. Bu bir merak mıdır? Bilemiyorum fakat, başkalarıda neler okuyor bilmek istiyor ve benimde ilgimi çeker diye düşünüyorum.

Ben kitap alırken yorumları çok değerlendirdiğimden de olabilir.

Geçen gün işyerime gelen bir bayan müşterim  aracının onarım süresinin bitmesini beklerken, bekleme solonunda  kitap okuyarak vaktini değerlendirmeye çalışıyordu.

Aracını işlemleri uzun sürünce kendisi dışarıya dolaşmaya çıktı ve bir kaç saat sonra geri geldi ve bende kendisini yolcu ederken okufuğu kitabın adını sordum. Sonrasında ayak üstü kitaplardan sohbet etmeye başladım. Öğrendim ki oda benim gibi kitap okuyan birisi gördüğünde ne okuduğuna bakıyormuş.

Bir ben değilmişim. Konuşmalar kitap olunca ben benlikten çıkıyor çenem düşüyor ve sürekli anlatıyorum.

Hep diyorum kitap okumak benim en doyumsuz halim.

Kısacık zamanda o kadar çok cümle ürettik ki bayan müşterim  “Kitap okuyan kişileri severim.”demesi ve arkadaşına aldığı hediye kitabını bana hediye olarak vermesi ayrı güzeldi.

Kabul etmek istemesemde samimiyeti ve güleryüzlü yaklaşımı karşısında yaptığı jeste çok memnum oldum diyebilirm.

Ayrıca hediye olarak aldığım kitabımda çok anlamlı.


En kısa sürede okuyup yorumlamayı düşünüyorum.

Kitap sever birileri ile tanışmak ve onlarla koyu sohbetlere girmek, benim için ayrı zevk.

Teşekkür ederim Ebru Hanım.

16 Mart 2016 Çarşamba

Çok Hayal Kuran Çocuk Kitabının Yorumu

Merhabalar

Yine bir çocuk kitabı tanıtımı ile karşı karşıyayım sizlerle.

Yazılarımı takip edenler kitaplara olan düşkünlüğümün farkındadır. Kitap sevgisini çocuklarıma her fırsatta aşılıyorum. Onlarında artık benim kadar sevdiğini düşünüyorum.

Her akşam yatmadan önce altı yaşındaki oğlum "Anne kitap okuyalım" diyor. Onun bu isteği beni sürekli kitap almaya teşvik ediyor.

Oğluma okuyacağım kitaplarda oldukça seçici ve hassas davranıyorum ve paylaşımları bu yönde yapıyorum.

son aldığım kitap Çok Hayal Kuran Çocuk oldu.

Elma Yayın Evinden çıkan Çok hayal Kuran Çocuk, okul öncesi kitap katogeresinde. ,Kitabın adından anlaşıldığı gibi konumuz hayal kuran bir çocuğa ait.

Yıldızlar, güneş ve ayla konuşmayı dileyen Çok Hayal Kuran Çocuk, uykusunda ona eşlik eden bir hayal perisi ile tanışması ile başlıyor.


Çok Hayal Kuran Çocuk hayal perisi ile bulutlara, oradan kutuplara, denizleri aşıp, göçmen kuşları ve kırlangıçları görerek, Atlas Okyanusu'nu görüyor.

Okyanusta  geziyor.

Güneşe gülümsüyor.

Piramitlere hayran kalıyor.

Yağmur bulutlarını uyardı ve gece olunca sonunda ayla tanıştı ve sohbet etme fırsatı yakaladı.

Uyandığında tüm gördüklerini unutmamak için defterine yazdı.

Hayallerimiz sabah uyanmamızla son buluyor.

Ben okurken ve oğlumun yüzene bakıyor ve ne kadar eğlendiğini görebiliyorum.
Son derece güzel yazılmış, anlatılmış ve resmedilmiş bir kitap.

Kitap şu an çocuk kitapları bölümünde çok satanlarda. Kitabımızı birde oyuncu anne Şermin Çarkacı yazınca ilgi ve beklenti büyük oluyor

Ben koca yetişkin olduğum halde hayal kurmaktan vazgeçemiyorum.

Çocuklarımızın hayal dünyasına bir şeyler daha katmak isterseniz, lütfen lütfen çocuklarınıza kitap okuyun.  Küçük yaşta verilen her bilgi, ileride size meyvelerini geri verecektir.

Bu kitabı almanızı tavsiye ediyorum.

Sevgiyle kalın.

Çok Hayal Kuran Çocuk'un fiyatını merak edenler için... 16 TL 

26 Şubat 2016 Cuma

Allah De Ötesini Bırak-2 & Uğur Koşar

Hayatımızda yaşamış olduğumuz belirli evler var ve bize ne yazılmışsa onu yaşıyoruz yaradan tarafından.

Zaman zaman boşluğa düşsek de istemeden isyan ediyor. Sadece kendi başımıza geliyor diye düşünüyoruz.

Aslında öyle mi ki? Nelerle uğraşan insanlar var. Hastalık, ölüm, açlık veya sayabileceğim bir sürü olumsuz düşünceler.

Ben hayatımın dönüm noktasında vermiş olduğum kararların arkasında yıkılmadan ilerliyorum. Ruh halim her an, er saniye değişim göstermekte. Vermiş olduğum önemli kararlar arkasında hayırlısı bu diyerek devam etmeye çalışıyorum.

Hep Allah'ımdan hayırlısını dileyerek tabi.

Bir kaç gündür okumuş olduğum kitap kız kardeşimden bana doğru yolu bulabileceğimi, okudukça huzur bulacağımı söyleyerek hediye ettiği Allah De Ötesini Bırak-2

Geçen gece oğlumu uyuttuktan sonra başladım ve yarısına geldiğimde düşünmeye başladım. Evet dedim. Ne yazılmışsa kaderimize onu yaşıyoruz. Bir an kızdım kendime. Olanları ne çok sorguluyor muşum. Ne çok dert ediyormuşum. Hep yanlış ve şeytanın nefsimize verdiği vesvese ile yaşıyormuşuz. Kafamızda olan her kötü düşünce şeytan bizi olumsuzluğa düşürmesi ile ilgili. Biz kendimizi kötü hissetmek için düşünüyoruz. Halbuki Yaradana sığındığımda huzurun geri geldiğini gördüm.

Kendimi artık olumsuza düşürmeden, şeytanın nefsime hakim olmasına izin vermeden Allah'a sığınacağım.

Allah biz kullarından hep dua bekliyor. Dua ederken bir şeye dikkat etmemiz gerekiyormuş. Allah'ım duamı sana emanet ediyorum. Ben bu şekilde demeye başladım sizde böyle dua etmeyi unutmayın.

Allah De Ötesini Bırak-2 bitmek üzere ve birinci kitabı almak için siparişimi geçtim bile.

Huzur ve doğru yolda ilerlemek isteyen okuyucular, sizde okumalısınız.

Allah'a bıraktığımız her şeyimiz hak ettiği yeri bulacaktır.

Kardeşime bana bu kadar anlamlı bir hediye verdiği için teşekkür ederim. Düşündüğü ve hissettiği gibi oldu. 

İçimdeki fitne düşünceler Allah diyerek son buldu. Yine bir kuluz boşluğa düşüyoruz. 

İçimizdeki olumsuzları kolay atlatmak dileğiyle. 

Allah De  ve Ötesini Bırakın.











14 Şubat 2016 Pazar

Bir Yazarın & Üç Ayrı Kitabı

Bu kadar kitap okuyan birisi olarak, bazen usta yazarların kitapları ile neden çok geç tanıştığımı anlamıyorum.
Stefen Zweig'de bunlardan birisi.  İlk okuduğum kitabı Satranç oldu.  İkincisi Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, üçüncüsü de bitmeye yaklaşan Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat.

IMG_20160118_223510

İlk önce satrançla başlamak istiyorum. Roman adıylada anlaşıldığı gibi satranç oyunu üzerine kurgulanmış. gerçekte satranç mı yoksa insanın içinde yaşattıkları mı.  Hissettiğimiz hırsla neler yapılabileceği, kendimizi nerelere sürekleyebileceğimizi anlatan, anlatırken de  düşündüren, bence dramatik bir o kadar da psikolojik bir roman.

Satranç Modern Klasikler Dizisi'ne 21. sırada.

Satranç'dan sonra ara vermek ve yazarın başka hangi kitabını  okumayalım derken ikinci kitabını hemen almış oldum.

IMG_20160118_223325

Bilinmeyen Bir Kadının  Mektubu. Daha romanı okumadan kapağından etkileniyorsunuz. Ben kapak fotoğraflarını arka yazıları mutlaka okur ama kararımı sayfalar arasında gezinirken veririm. Bu romanı da okurken çok seveceğimi anlamıştım ve sadece bir günde sabahtan akşama bitirmiştim.  O bilinmeyen kadın beni ne çok etkilemişti şimdi yazarken hatırlıyorum ve yeniden okuma isteği hissediyorum. Bilinmeyen Kadının Mektubu ile ilgili kendi blogumda daha burada yazı yazmaya başlamamışken yazmıştım.

Kendi blogumda yazdıklarımdan bir kaç cümle paylaşmak istiyorum izninizle. Bilinmeyen bu kadın kim, ne anlatacak, ne oluyor, nerede son bulacak... Kafamın içindeki sorular ardı ardına sıralanıyordu.  Okudukça anlatılanlar gözümün önünde oluşuyordu. Karı hissettim, bir çocuğun aşkına şahit oldum, bir annenin acısını paylaştım, bir kadın için aşkın ne demek olduğunu öğrendim. Karşılıksız aşk ne demekmiş, ben bu kitabı okuduğumda anladım. Stefan Zweg kadın ruhunu ve aşkı o kadar güzel anlatmış ki, yazdıklarını size yaşatabiliyor. Bir kadının iç dünyasında neler oluyor, görebiliyorsunuz. Çok, çok etkiliyeci bir hikaye. Gerçek sevgi nedir? Sorusunu sorgulayacağınız bir kitap. Kitabı bitirdiğinizde neden klasik olduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim, mutlaka okuyun derim.

Bilinmeyen Kadının Mektubu Modern Klasikler Dizisi'ne 22. sırada.

Processed with VSCO

Şu an bitmesine bir kaç sayfa kalan Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, yine diğer kitaplar gibi geçmiş de yaşanılan olayların anlatılmasıyla bir şekilde açığa çıkmasıyla ilgili.  Mrs. C  yaşamında unutamadığı bir yirmi dört saati yıllar sonra ön yargısı olmayan bir bir beyefendiye  anlatır. Anlatmak ne kadar zor olsa da yaşanmış olan o sarsıcı yirmi dört saat en çıplak haliyle yeniden yaşanarak dile dökülür.

Yazarın psikolojik ifadeleri, anlatımı beni sarsıyor ve düşündürüyor. Belki benim gibi düşünmeyen çıkar ve sıkılabilir. Ben yine alınılacak çok ders, düşünülecek çok değer olduğunu düşünüyorum.

Yoruma açığım. Okuyanlar varsa tartışabiliriz.

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat  Modern Klasikler Dizisi'ne 22. sırada.

Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.

Stefan Zweig hakkında ve eserleri hakkında bilgi almak isterseniz, bir tık yapmanız yeterli.

Sevgiyle kalın...

20 Kasım 2015 Cuma

Papucumun Ajanı 1 İncelemesi


Merhabalar

Son zamanlarda çok keyifle okuduğum ve okurken gülmeme engel olamadığım, oldukça eğlenceli bir kitaptan söz etmek istiyorum.

Papucumun Ajanı 1 

Uzun zamandır işsiz olan ve kendini meteliğe kurşun atan olarak ilan eden, fiyasko birlik başkanı olduğunu düşünen, kız kurusu olarak dolaşan 25 yaşındaki bir genç kız Deniz Akın.

İşsizlikten bulanmış halde ortalıkta dolaşırken, en komik ve gülünç bir cv yazarak, elinde özgeçmişi ile girdiği uzun atlı bir holdinge yalan söyelerek iş başaı yapar.

Yapar yapmasına da başına neler gelir neler...

Bir erkeğin En'lerinin hepsine sahip olduğunu düşünen Deniz Akın,  Tuna Üstüner'e deli gibi aşık olur. Artık hikaye buradan başlar.

Kitabımı okurken bir instagram'da bir kaç paylaşımda bulundum ve Deniz akın fanlarının olduğunu fark ettim.

Paylaşım yaptığım bir kaç cümleyide sizinle paylaşmak istiyorum: Deniz Akın'ı okurken hissettim. Bu kadar mı çılgın olunur. Bu kadar mı düşünmeden aşık olduğu adama kendini adar. Gurur mu aşk derken, aşk mı seçilir. Son zamanlarda okuduğum en eğlenceli, en keyifli kitap. Okurken gülmeme hakim olamıyorum. Ortalık yerde okumayın. Neye gülüyor derler. Ayrıntı yakında blogta. Son sayfalarım ben kaldığım yerden devam.

Kitaptan çok bahsetmek istemiyorum. Son zamanlarda biraz değişiklik yapıp kendime iyi gelecek bir kitaplığı kitaplığımdan seçtim. Çok da iyi yaptım. Deniz Akın gibi az uçuk, hayatı tiye alan, kendinle dalga geçebilen bir bayan olmak isterdim.  Onun kadar olmasamda kendimde biraz kaçık olabilirim. :-)

Çok, çok güldüm. Deniz Akın sanki bir kitap kahramanı değil, yaşayan bir kadınmış gibi hissettim. Kısa sürede kitap bitti ve devam olan Papucumun Ajanı 2 alınmaya karar verildi.

Eğer okuyan bir kadınsa Tuna Üstüner'e aşık bir kadın, eğer okuyan bir erkekse Deniz Akın'a aşık olacak bir erkek olabilirsiniz.

Her iki krakter de o kadar güzel şekilde yazılmış ki, bir an sizde kendiniz olsaydınız diyebilirsiniz.

Ben şiddetle şiddetle tavsiye edeceğim. Çok beğendim. Devamını okuduğumda yine burada sizinle paylaşıyor olacağım.  Roman daha çok gençlik romanı gibi duruyor. Bence her kesim okuyabilir.

Asude'nin eline diline yüreğine sağlık.

Screenshot_2015-11-04-15-28-25-1
Keyifli okumalar

Kitaptan bir kaç alıntı sizlere

  • Benim ona hayranlıkla bakmamın aksine, o bana otobanda asfalta yapışmışım da beynimin suyu akıyormuş gibi bakıyordu. Arizona çöllerinde karşılaşmış bir bizon ile ceylan gibiydik.Mezar taşıma yazacakları dörtlüğü düşündüm...
  • Pek aşıktı Deniz kız , pek de gariban.
    Öldü zavallıcık Uranüslüye varamadan.
    Niye öldü derlerse diyin ki ;
    Sebebi oldu Tuna'nın elinden dökülen şampuan!"Ahh...Lale, hayatım...Üzerimde ki bluzu gördün mü? Bunu bir leopardan çaldım tatlım.Evet , ben sevdiğim şeyleri almak için olmayacak işler yaparım.Mesela şu beynim...Aslında doğduğumda kafamda bir beyin yokmuş.Estetikle onu da yaptırdım.Biraz az işliyor ama bana yetiyor," diyen kıza bakan Lale kahkaha attı.Denizde bir kahkaha atarken , gevşemiş olmanın rahatlığıyla masasına doğru yöneldi.Çisemle dalga geçmeye bayılıyordu.Yumurtanın ipanayla fırçalanmayan tarafı gibiydim. Her an çürüyecek, yok olacak, yavaşça küçücük kalacaktım. Tuna Üstüner ise elbette sapasağlam olan taraftaydı. Öyle kendinden emin, o kadar sarsılmaz duruyordu ki, ona bakarken Rihter'in ölçemeyeceği bir depreme maruz kaldım. Aşk itirafımı duymuş muydu, emin değildi

23 Ekim 2015 Cuma

Okumayı Sevmeyen Çocuğun Hikayesi

Merhabalar

Benim yazılarımı okuyanlar az da olsa beni tanımaya başlamışlardır. Tam bir kitap sevdalısıyım. Kendime hakim olmadığım yerlerin başında kitapçılar gelir.  Bu tutkumu çocuklarıma aşılamak içinde her fırsatı değerlendiririm.

Kızım zaten benim gibi. Oğlumuda kendime benzetmeye başladım. Onunda benim kadar kitabı ve hikayesi oldu diyebilirim.

Son bir kaç gündür bir kaç defa okuduğumuz bir kitaptan bahsetmek istiyorum bu sefer.
Yapı Yredi Yayınları'ndan çıkan, Mırıam Dubını tarafından yazılan, Filiz Özdem tarafından Türkçe'ye çevirilen, bulmacalı, eğlenceli bol resimli bir hikaye  Okumayı Sevmeyen Çocuğun Hikayesi




 Kitabımız  okumayı hiç ama hiç sevmeyen Anna'nın hikayesini anlatıyor.

OKUMAYI SEVMEYEN ÇOCUĞUN HİKAYESİ 
HER KİTAP UNUTULMAZ BİR MACERAYA AÇILAN BİR KAPIDIR
 
Anna'nın annesi, babası, abisi ve ablası kitapları çok seviyor ama Anna onlar gibi düşünmüyor. Kitap okurken ne kadar sıkıldığını bacaklarının uyuştuğunu ve uykusunun geldiğinden yakınıp duruyor.

OKUMAYI SEVMEYEN ÇOCUĞUN HİKAYESİ

Seçme şansı olsa hiç kitap okumayacağını dile getiriyor. Kitapları sevmediğini annesine söylüyor. Oysa annesi onun henüz mükemmel bir kitapla tanışmadığını ve tanıştığında bambaşka hissedeceğini söylüyor ve ona bir görev veriyor, kütüphaneye uğramasını istiyor.

Anna kütüphaneden seçtiği en ince kitapla bambaşka bir serüvene atılmış oluyor.
Burada kesmek istiyorum çünkü hikayenin sürprizini bozmak istemiyorum.

Berke ve ben çok sevdik hikayemizi. İlk okuduğumda hikayenin uzunluğunu göz önünde bulundurarak, sıkılmaması için iki gecede bitirmiştim.

Sonralarında yatmadan önce mutlaka sonuna kadar okuyup bitiriyoruz kitabımızı.

Her okunuşta değişik sorular soruyor benim miniğim bana. Öyle değişik hayaller kuruyor ki, şaşırıyorum.  Okuduğum her bir hikayenin sonunda neler öğrendiğini anlamak adına ondan anlatmasını istiyorum.

OKUMAYI SEVMEYEN ÇOCUĞUN HİKAYESİ

Onun beni severek dinlemesi, benim kitap alma şevkimi daha da artırıyor. Hadi yatalım dediğimizde kitap okuyalım mı diyor? Bende hadi sen seç ben geliyorum yanına diyorum.
En keyifli, birbirimizi en iyi hissettiğimiz zamanlardan birisi de kitap okuma zamanımız.
Sizlere örnek olmak istedim. Umarım faydalı bir yazı olmuştur.

Okumayı Sevmeyen Çocuğun Hikayesi okumayı sevmesiyle son buluyor.

Sizinde okumayı sevmeyen çocuğunuza okuyabileceğiniz okumayı sevdireceğiniz harika bir hikayeye ne dersiniz? Şiddetle tavsiye edilir.
OKUMAYI SEVMEYEN ÇOCUĞUN HİKAYESİ

Sırada Yazmayı Sevmeyen Coçuğun Hikayesi'ni almak var :-)

Kitabı almak isteyenler için fiyat 7 TL

Sevgiler

11 Eylül 2015 Cuma

Evde Kedi Besleme İsteği'ne Annece Çözüm

Hayvanları çok severim. Özellikle köpekleri. Bir ara Lucky isimli Pekingese cinsi köpeğimiz bile vardı evimizde. 

Berke'nin de seveceğine pek ihtimal vermiyordum. Çünkü korkuyordu. Yanılmışım. Tatile gittiğimizde bir şey için tutturmuştu ve susmuyordu sonra otelde gezinen kedinin yanına gidip onu sevdiğinde yatıştığını gördük. 
O günden beri ben kedi istiyorum demeye başladı.  Pardon birde koyun istiyormuş.


 En son köpeğimiz kaybolduktan sonra evde kedi veya köpek beslemeye karar verdim. Köpeğimiz kaybolduğunda o kadar çok üzüldüm ki, aynı şeyleri Berke'de yaşasın istemedim. 

Bende kendimce çözüm buldum ve kedili bir kitap almak istedim. 

İşte karşınızda Piti, Pati ve Pus


 Üç Kedi Bir Dilek yeni kitabımızın adı. Oldukça güzel ve bir o kadar da sevimli ve güzel resimlerlerle donatılmış, harika bir çocuk kitabı. 

Üç sevimli arkadaş yemek sonrası uzanmış oldukları çatıdan yıldızlara bakıp konuşuyorlar ve Pus  “kayan bir yıldız görenin, gerçekleşirmiş dileği” diyor. İşte olanlar oluyor ve Piti kayan bir yıldız görebilmek için sürekli yıldızları seyretmeye başlıyor. 


Bir türlü kayan yıldızı göremiyor. arkadaşları bu duruma çok üzülüyor ve hemen bir plan yapmaya başlıyorlar.


Başka anlatmıyorum. Sizinde çocuğunuzla birlikte okuyarak öğrenmenizi istiyorum. 

Arkadaşlık ve dostluğun güzel anlatıldığı sıcacık bir hikaye. 

Ben oğluma okurken sesimi değiştiriyor, daha eğlenceli hale getirmek için uğraşıyorum. 

Okuduğum her kitabın sonunda da onun ne düşündüğünü öğrenmeye, ne anladığını  sorgulamaya çalışıyorum. 

Başka bir hikayede görüşmek üzere.



Üç Kedi Bir Dilek
Yazan: Sara Şahinkanat
Resimleyen: Ayşe İnal Alican
Yaş grubu: 4+
Yapı Kredi Yayınları, 2012, sert kapak, 32 sayfa

23 Nisan 2015 Perşembe

Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural

Hafta sonu katıldığım #nihanvesafakla23nisan etkinliğinden kendime bir sürü not olarak ayrıldım. Ara ara sizinde izniniz olursa sizleri sıkmadan paylaşmaya çalışacağım.

Bu seferki konum biz anne ve babalarla ilgili.

Etkinliğe sponsor olan Timaş Yayın Grubunın hazırlamış olduğu kitaplar ben daha mekana girdiğimde benim ilgi odağım olmuştu. Hem kitap hemde çoxuk gelimimi için olunca bakmaya başladım. 

 






Kitabı ilk araladığımda okuduğum cümle çok güzeldi.











Pazar sabahından beri işe gelirken serviste okumaya çalışıyorum. Şimdiye kadar çoktan biterdi fakat evdede okuduğum romanım çok heyecanlı ilerliyor. İki kitabı bir arada götürmeye çalışıyorum. 

100 Temel Kural sona yaklış durumda. Her bir satırda "Aaaa Berke bunuda bundan yapıyormuş" düşünçesi bende oluştu.



Ben ki o kadar dikkatli konuşmaya ve davranmaya çalışıyor zannederken ne hatalar yaptığımı kitabın sayfalarında anladım. 

Anne ve babalar için baş ucu kitabı olacak nitelikte. 

Kitap bittiğinde detaylı yorumlarım perşembe günü Bloggerlarpaylasiyor'da

Sevgiler, 






26 Mart 2015 Perşembe

Samimi Bir Roman&Köprü


Tavsiye üzerine aldım Köprü kitabını ve hemen okumaya başladım. Araya sürekli bazı işlerimin girmesinden dolayı bitirmem biraz zaman aldı. Bittiğinde kendimi Köprü'nün içinde yeni bir kitap almak için geziyormuşum gibi hayal ettim.

Bazı kitaplar vardır. Sizi içine çeker. Sonunu tahmin edersiniz ama sayfaları okuyup bitirmek istersiniz. Gerçek gibi gelir size. Kafanızda o kitabın gizli kalmış bir kahramanı sizmiş gibi hayal eder bir gölge gibi arka durur ve bakarsınız. Okurken o kadar net görebiliyorsunuz.

Köprü'den biraz bahsedersem ; İki farklı hayat yaşayan üniversite öğrencisinin müzik okumak için geldikleri şehirde tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Köprü sayesinde aşkları derinleşir. Köprünün çatısı altında buluşurlar. Köprü kendilerini iyi hissettikleri bir kitapçıdır. Farklı yaşamları onları birbirinden ayırır. Aradan geçen  yedi yıl sonra Köprü yeniden onları bir araya getirecektir. Köprü'nün başına gelen sel felaketi, kitabevinin sonunu hazırlamaya yetmiştir. 

Bir çok okur severin kendini iyi hissettiği Köprü nasıl yeniden hayat bulacaktır? Mucize gerçekleştirilecek midir? İkinci bir şans var mıdır? 
 
Köprü'yü sevdim. Sıcacık ve çok samimi buldum. Hayatımızdaki gerçekleri bir kez daha gördüm.Okumayı her sevenin bu kitabı okuması gerekir. Okumayı seven biri okuma aşkı nedir anlayabilir. 

Köprü tavsiyemdir. Mutlaka okunmalı.

2 Mart 2015 Pazartesi

Modern Klasikler& Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu




Uzun zamandır okuduğum kitaplarla ilgili yazı yazmıyordum ama bu klasikten bahsetmeden edemeyeceğim. Bu sıralar klasik romanlara sardım. İyide yapmışım. Çok da büyük bir keyifle okuyorum. 

Şu an on tane modern klasiklerden oluşmuş bir serim var. Stefan Zweg'in Satranç kitabı ile başladım ve ardından Otomatik Portakal ile devam ettim. Elimde Sarah Joe'nun Agapi kitabı henüz bitmemişken, araya Bilinmeyen Bir Kadının Mektubunu sıkıştırı verdim hemen.

Aslında kitaptan çok fazla şey bahsetmek istemiyorum. Sadece bir kaç konuya değinmek istiyorum o kadar. 

Bir çırpıda okuyacağınız bir klasik. Daha ilk sayfasında başlıyorsunuz neler olacağını merak etmeye. 

Bilinmeyen bu kadın kim, ne anlatacak, ne oluyor, nerede son bulacak... Kafamın içindeki sorular ardı ardına sıralanıyordu. 

Okudukça anlatılanlar güzümün önünde oluşuyordu. Karı hissettim, bir çocuğun aşkına şahit oldum, bir annenin acısını paylaştım, bir kadın için aşkın ne demek olduğunu öğrendim. 

Karşılıksız aşk ne demekmiş, ben bu kitabı okuduğumda anladım. 

Stefan Zweg kadın ruhunu ve aşkı o kadar güzel anlatmış ki, yazdıklarını size yaşatabiliyor. Bir kadının iç dünyasında neler oluyor, görebiliyorsunuz.

Çok, çok etkiliyici bir hikaye. 

Gerçek sevgi nedir? Sorusunu sorgulayacağınız bir kitap. 
  
Kitabı bitirdiğinizde neden klasik olduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim, mutlaka okuyun derim. 

Benim için özel kitaplar vardır. Bazı durumlarda yeniden okumak için bi kenara ayırabileceğim. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'da onlardan biri.

24 Ocak 2015 Cumartesi

Küçük Prens, Berke, Ben Ve Instagram


İnstagram takipleşmek ve paylaşmak adına yapılmış bence süper bir uygulama. 
 
Bende sürekli kullananlardanım. 

Paylaşabileceğim her anın güzellikleri fotoğraflayıp instagrama yüklerim. Benim gördüklerimi başka gözlerde görsün isterim.

Kim olduklarını bilmediğim dünyanın farklı yerlerinden paylaşmış fotoğraflara bakmak çok keyif verici benim için.


Okuduğum kitapları sürekli paylaşıyorum. Paylaşıyorum ki, okuma oranımız yükselsin daha çok bilgilenelim. Kitap sevgisini tadalım. Başka kitaplar hakkında bilgi edinelim.

Instagram sayesinde kitap  sevdalısı bir kaç kişi ile tanıştım ve sürekli takip halindeyim.

Ne çok kitap seven varmış benim gibi.Gördüklerim karşısında çok mutlu oluyorum.

Artık okumak isteyebileciğim kitaplarımı instagramda takip ettiiğim kişilerden seçer oldum.

Kırmız Pazartesi'yi ve Piruze'yi instagramda görüp ukudum. Ve çok çok beğendim.

Son günlerde aldığım bir çok kitabı gören arkadaşım bana "Ayaklı kütüphane oldun sen." demeye başladı.

İki gün önce oğluma aldığım Küçük Prens romanının fotoğrafını da paylaştığımda. fotoğrafım hem bir sayfada yarışmaya katıldı, hemde başka bir sayfada beğeniye sunuldu.

Güzel hissettirdi beni o anda kendimi. 

Birilerine ilham vermek, örnek gösterilmek çok güzel:)))

Küçük Prens'i henüz okumaya başlamadık Berke'yle ama ilk sırada okunmasını bekliyor.

Küçük Prens'in maceraları hem büyüklere, hem küçüklere göre sanki. Çocukluğumuzun kitabı. 

Roman Şu an Can Yayınları'dan çok satanlarda ve sürekli mağazalarda yok satıyor. Türkçe çeviri Cemal Süreya ve Tomris Uyar olunca tadında da yenmez şekilde satışta. 

Ben mağazalarda bulamadığımdan dolayı kitapyurdu'ndan sipariş ettim ve bir kaç gün gelmesini bekledim.

Hadi, Küçük Prens'in küçüklüğünde ve maceralarında kaybolalım:)))


Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.”