çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2015 Perşembe

Kukla Festivali Başlıyor

Merhabalar

Aranızda benim gibi araştırmacı anne olan var mı? Ben cevabımı aldım. Evet varmış:))) 

Benim etkinlikleri tekip ettiğim bir kaç site var ve şehirde ne var ne yok bakıp öğreniyorum. 

13 Ekim ile 25 Ekim arasında 18. Uluslararası Kukla Festivali başlıyor. 

Ben küçükken Karagöz ve Hacivat'a bayılırdım. Ramazan başlaşında seyredeyim derdim. Şimdilerde ne güzel festivaller yapılıyor ve ücretsiz halka gösteri yapılıyor. 

Ben şimdiden gidiceğim tarihi belirledim ve biletimni aldım. 

Festival programı oldukça geniş. 

Festivale, Fransa, Hollanda, Hong Kong, İspanya, İtalya, Kore, Rusya, Şili, Tayvan ve Türkiye katılıyor. 

Ücretsiz gösteriler 20 dakika ile sınırlı. Ben ücretli olan gösteriyi tercih ediyorum. Hem rahat seyredebilmek, hemde keyfine varabilmek için. 

Ücretli gösteriler 60 Dakika ve bilet fiyatları 20 TL 

Programa bir göz atmanızı tavsiye ederim.  

İstanbul Kukla Festivali'nin yıllardır kullanmış olduğu sloganı sizinle paylaşmak istiyorum. 

"İçinizdeki çocuğu çıkarın."

Ne dersiniz? 


21 Ekim 2013 Pazartesi

Çalışan Anne Olmak


İlk çoçuğumu, yani kızımı dünyaya getirdiğimde onsekiz yaşındaydım. Anne olmuştum. Kendim çocuktum daha, nasıl anne olacaktım ki? Ona nasıl bakacaktım ki? Benden nasıl bir anne olurdu ki?

Kızım buyürken bende onla birlikte büyüdüm. Yalnışlarım ve eksiklerimle anneydim artık. O çekik gözlünün benden beklediği çok sey vardı. Anne olarak yapmam gereken bir sürü şey. Yapabilecek miydim? Korkularım vardı. Ya yapamazsam dediğim bir sürü şey. Bir bebeğim vardı ve onu çok seviyordum.

Damla sekiz aylıkken başladım çalışmaya ve işe girdiğim ikinci günü su çiçeği çıkardı kızım. O hastaydı ve ben işteydim. O ağlıyordu, ben işteydim. O ilk adımını attı, ben işteydim. O'ları o kadar çok sıralayabilirim ki... Kızımın ilklerini yaşayamadığım anlar, dolu.

Damla ite kakıla kimi annemde kimi babannede kimi yuvada bazen komşu teyzelerde ilk okul çağına geldi. Daha birinci sınıfta Damla evde yalnız kalmaya başladı. Kendi hazırlanıyor öğlen servise biniyor, akşam biz eve gelmeden evde oluyordu. Kapıyı kendisi kilitleyip kendisi açıyordu. O annesi yanında olmadan okula gitmeye hazırlanıyor, ben kızımı yalnız bırakmanın verdiği üzüntü ve suçluluk duygusuyla çalışıyordum. Birinci sınıf, ikinci, üçüncü sınıf derken şimdi kızım büyüdü ve kocaman genç bir kız oldu. O çekik gözlü minik bebeğim üniversite sınavına hazırlanmakta. Ben ne mi yapıyorum? Ben hep kaldığım yerdeyim. Hep çalışmaktayım.

Kızım bana bir gün "anne sen hiç saçımı toplamadın. Bana sıcak kızarmış patates kızartmadın. Ayakkabımı giydirmedin." dedi. Yapmak isteyipte yapamadığım şeylerden bahsetti. Kocaman acı cümleler kurdu bana.Ufacık bedenden çıkan kocaman cümleler...

Yeniden aynı şeyleri yaşamak için ikinci bir çoçuk sahibi olmak hiç istemedim. İstemedim de ne oldu? Allah'ım bana ondört sene süpriz yumurtam Berke'mi verdi. Büyük konuşmuşum. Konuşmamak gerekirmiş.

Yeni bir maraton başlamıştı bizim için. Daha bilinçliydim artık otuziki yaşındaydım ve çoçuğuma en iyi şekilde bakmaya çalışıyordum. Çalışmak istemiyordum. Oğlumla beraber olmak, onu tek kendim büyütmek istiyordum. Olmadı. Zorunluklar vardı. Ne oldu? Yine çalışan anne olmaya devam ettim. 

Oğlum 3,5 aylıkken ağlaya ağlaya işe gittim. Oğluma bakacak kimse olmadığından, ablasına emanet ederek çıktım evden. O gün tam bir işkenceydi. Berke evde sürekli ağlıyordu. Ağlıyordu, çünkü açtı ve anne kokusu yoktu. Sütümü sağmıştım ve biberona koymuştum ama paşam hiç bir şekilde biberondan süt içmiyordu. (Şimdi aklıma geldide ne zor alışmıştı bibereno.)İnatla ağlamayı sürdürüyordu. Taki ben öğlen eve gidene kadar. Bir yıl boyunca her öğlen eve koşa koşa gelip oğlumu emziriyor, süt sağıp bırakıyor ve tekrar işe dönüyordum. Benim için çok yorucuydu. Olsun.(Yoruculuğun bana tek faydası doğum sonrası kiloların gitmesiydi) Oğlum anne sütü emecekti. Bende ona sarılacaktım.

Yıllar önce yaşamış olduğum duygular yine baş göstermeye başlamıştı. Ben hep suçluluk halindeydim. Yeteri kadar ilgilenemiyordum çoçuklarımla. Çalışan bir kadın, bir anne ve aynı zamanda da ev hanımı. Hepsi bir arada olmuyor, yapamıyorsunuz. Yıpranıyorsunuz. Hani Nil Karaibrahimgil şarkısında diyor ya "çoçukta yaparım kariyerde" Yapılmıyor be Nilciğim. Yapılıyor da yapılmıyor. Hep biri eksik kalıyor bence. Eksik kalan da annelik oluyor.

Bu yazıyı bir haftalık bayram tatilinden sonra yazıyorum. Bir haftadır Berke'yle yapışık ikiz olarak dolaşmaktayız. Ben nereye Berke oraya. Benim bir haftadır evde olmam Berke'yi mutlu ettiği kadar dinginleştirdide. Her akşam oğlumdan dayak yiyen ben, bir haftadır sürekli öpülüyor. Anneci, anneci diyerek yavru ördek gibi peşimde geziniyor. Oğlum yaramazlığı ve hırçınlığı tamamen bana. Onu her sabah bırakıp gittiğim için beni döverek hırsını alıyor. İlgi çekmeye kendinin bırakıldığı yerde olduğunu göstermeye çalışıyor. Haklı da değil mi? 

Benim gibi çalışan bir sürü kadın var. Her birinin kendine ait anıları ve hikayeleri mevcut. Buda benim onyedi yılda iki çoçuk sahibi olmuş Elmas'ın kısa bir hikayesi. Anlatılmak ve ifade edilmek istenen o kadar çok duygu var ki bende, yaz yaz bitmez.

Çalışan anneler olarak ortak noktamız hep aynı. Çoçuklarımızı çalışırken büyütmek.









30 Eylül 2013 Pazartesi

Berke sinemayla tanıştı. İlk deneyimimiz "Uçaklar"



Arabalar bir ve ikiyi defalarca seyrettikten sonra Berke'nin Uçaklar'ı seveceğini düşünerek ve birazda endişelenerek onu sinemaya götürmeye karar verdim.

Solona adımımızı attığımızda gözlerini kocaman açarak yüksek sesten de birazda ürkerek baktı sahneye. "Ooooo anne uçaklar" diye bağırdı birden. Sevinerek  hemen geçti koltuğuna ve seyretmeye başladı elindeki koca mısır paketiyle birlikte. Sahne arasına kadar kımıldamadan pür dikkat seyrettik Uçakları.

Ne olduysa aradan sonra olmaya başladı. Tüm dikkatimiz dağıldı ve koltukların üstünde ayakta filme seyretmeye, zıplamaya başladık. 


Sonunda bir o koltuktan diğerine geçerken sıkıldı kuzum ve "anne hadi çıkalım" dedikten sonra filmin sonunu getiremeden ayrıldık sinemadan. 

Berke filmin sonunu getiremese de bir saat boyunca oğlumla sinemada olmaktan büyük keyif aldım.